» üye girişi » FORUM
» Dernek Haberleşme Grubu Üyeliği
   

 
BİR EFSANENİN PEŞİNDEN
Avın yapıldığı şehir : K.Maraş dağları
Hava ve suyun durumu : Hava açık, su berrak, ancak akıntı çok güçlü
Avda kalınan süre : 19-20.06.2009
Kullanılan ekipman : Fly ve Atçek takımları
Yakalanan avın tür ve boyutları: Bizim ekibin avladığı Alabalık toplam 10 tane. (tamamı geri salındı) Ev sahiplerimizin tuttukları afiyet ile yenildi :-))

YAPILAN AVIN HİKAYESİ:

Uzun zamandır Tarık ağabey ile konuşuyor ve O’nun da Maraş'ta olacağı bir hafta kendisi ile orada buluşmak için planlar yapıyorduk. Her ne kadar plan yapsak ta gidişimiz yine plansız oldu desem yeridir. Rapora başlarken Maraş'ta bize destek veren dostlardan özür diliyor bir daha ki sefere beraber olta sallamak arzumu yineliyorum.

Sakin bir yolculuk sonrasında ulaştık Maraş’a. Göksun'da Tarık ağabey ile telefon görüşmesi yaparken yanımıza gelen sivil polis ekibi hikayemizi dinledikten sonra cin çarpmış gibi yanımızdan ayrıldı. Çok geçmeden Tarık ağabey, Mehmet ve Muhammed kardeşler ile buluştuk. Hedef avlağın aslında yasak olduğu hususunda görüş birliğine vardıktan sonra. Rotamızı bir başka Maraş cennetine doğru yönelttik.

Avlağa vardığımızda iki ekibe ayrıldık, ben Tarık ağabey ve Mehmet derenin üst kısımlarına doğru yol alırken ikinci ekip derenin altında avlanmaya başlamıştı bile.





Dereyi ilk gördüğümde nasılda güzel bir yer diye düşünürken aklımda bin bir soru vardı. Acaba fly ile bu sık ağaçlık ve kapalı derede avlanabilecek miydim? Üstellik müthiş bir akıntı vardı. Mehmet geride kalırken ben ve Tarık Ağabey derenin yukarısına doğru devam ettik. Tarık ağabey suyla ilk döner kaşığını buluşturduğunda ben gözlem yapmaya başlamıştım bile. Önceleri O’nu ve dereyi izleyerek devam ettim. Tecrübelerimiz ne kadar ileri seviyede olursa olsun her yeni avlakta amatörün içine düşen heyecan bambaşka tarifi mümkün olmayan bir duygudur. Araba değişimi sırasında heyecandan boy çizmemi almayı unutmuştum. Çare yok paçaları sıvayıp daldım dereye. Henüz uçan böcekler çıkmamıştı, günün ilerleyen saatlerinde çıkacak olsalar da böylesine debili akan bir derede dry fly kullanmak pek akıl karı olmayacaktı. Taş altından aldığım larva örneklerine uyan nymph arayışına başladım. Örnekler birebir uyan iki adet pupa gözüme çarptı. Birden bire yüzüme gülümseme geldi. Devam ettim ileriye; Tarık ağabeyi fly için uygun olabilecek bir yerde kaşık atarken buldum. Eliyle işaret ederek o alanda fly yapabileceğimi işaret etti. Kayanın üstüne oturdum ve gülümsedim. İçimden be adam madem öyle sen avlağı bulandırmadan pas geçseydin ya diyerek sitem ettim. Neyse ki orada çok fazla ısrar etmeden ilerledi ve alanı bana bıraktı. Su buz gibiydi ama aldıran kim, başladım fly yapmaya. Loop connectörün yeşil strike indicator’ünü takip etmek zorda olsa her an vuruş alabileceğimin bilincinde pür dikkat atış yapıyor ve izliyordum. O alandan sonuç alamadım. Kafamı kaldırdığımda Tarık ağabeyi 200 metre önümde kıvrımı dönerken gördüm. Hızlandım yanına gitmek için. Hızlı hızlı yürüdüm, o hızla Tarık ağabeyi pas geçmişimde neden çok sonra haberim oldu. İlerledikçe kendimi bu adama ne kadar hızlı gitti böyle diye düşünmekten kendimi alamıyor ve bir an önce O’na ulaşmak istiyordum. O hızla 1 km’ye yakın yürüdüm, suyu karşıdan karşıya geçtim, yok! O arayış içerisinde gözlerimi parlatan azıcık bir açıklık alan buldum. Buraya olta atmadan geçmiş olamaz diye düşündüm. Önce akarları etüd ettim. Uçanlar uçmaya başlamış suyun azıcık üstünde yüzlerce gün böceği cirit atıyordu. Bir süre izledim, hiç hareket yoktu. Mevcut pupam ile ilk atışımı yaptım. İkinci atışımı yaptım ve bingo, kalbim yerinden çıkmadan merak ettiğim küçük ala ellerimin arasında idi.









Ne de güzeldi, çok fazla uğraşmadan bir iki fotoğraf aldım ve hızla suya geri iade ettim.
Aynı nokta ya yedi ya da sekizinci atışımda bir tana daha aynı boyda aldım ve hemen iade.
Adrenalim giderek yükseliyordu, sanırım bu alalar tigristi, tigris olmalıydı. Çok benziyorlardı; nihayet beni daha fazla aydınlatacak limit üstü bir alayı taktırdığımda kalp atışlarımı dinleyebilmenizi çok isterdim. Bu kesinlikle tigris olmalıydı, cennetin balığı ellerimin arsındaydı. Sevdim, öptüm, kokladım, fotoğrafladım ve aynen suya iade. Buruk oldu vedalaşma, kısacık beraberliğimizde O’nu çok sevdim. Harikaydı, yabanıl, gözleri fal taşı gibi açılmış. Bir süre nefeslendikten sonra yakın çevreden dördüncü tigrisimi takdırdım.



Limitlerde olan alabalığı incitmeden suya iade ettim. Doğrusu değmişti, ne iyi edipte gelmişim ve ne iyi edipte fly oltasını elimden bırakmamışım dedim. Dere ve parkur ne kadar zorlu olursa olsun, doğru fly seçimi ve doğru yere düzgün atış ile hemen her derede fly ile avcılık yapılabilceğini ispat etmenin verdiği mutluluk ile bir süre dinlenmişim. Sonrasında dere yukarı doğru tekrar hızlandım, artık Tarık ağabeyden ümidi kesmiştim. Kesin fark etmeden geçmiştim ama yine de merak ediyordum. Bir süre sonra bir evin yanında ekmek yapan kadınlara rastladım ve Tarık ağabey’i tarif ederek sordum. Görmemişlerdi…
Derenin yukarısına doğru yürümeye devam ettim, bir süre gittikten sonra artık geri dönmeye karar verdim. Dönüşte yapılan ikram ekmekten bir parça tattıktan sonra evin biraz çekingen oğluyla sohbet ettim. Avlanma tekniklerimizi paylaştıktan sonra O’na bir kaşık hediye ettim. Avlandıkça beni hatırlarsın diyerek ekledim ve vedalaştık.



Hızla ava başladığımız mekan geri döndüm. Yolda Mehmet ile karşılaştım, kaşı kıyıdan bıyık işareti yaprak Tarık ağabey’i sordu? Ben de O’na çok bakındığımı ve görmediğimi işaret diliyle anlattım zira su gürül gürül akıyor ve alabalık avlıyorduk. Mekana geri döndüğümde Torikcan’ı mekanın hamağında uyurken gördüm, hem rahatladım hem de …





Kısa süre sonra Mehmet de döndü. Tarık ağabeyin uykusunu bölmeden Mehmet ile koyu bir sohbete başladık. Maraş insanını tanımak ve o yürekleri anlamak benim için oldukça güzel bir tecrübeydi. Tarık ağabey uyandığında artık ikinci ekip ile buluşmak için arabaya atladık ve derenin aşağı kısımlarına doğru 20 dakika süren bir yolculuk yaptık. Ekipte yorulmuş ve dinlenmeye çekilmişti.













Ağaçlar arasında gölgede yenilen közde alabalıklar doğrusu muhteşemdi. Ben hayatımda bu kadar lezzetli ve keyifli alabalık yemedim. Maraş misafirperverliği için diyecek bir şey bulamıyorum. Öğleden sonra derenin üst kısımlarına çıkmaya karar verdik. Ancak benim pilim bitmişti. Ankara ekibi serin dere kenarında istirahata çekilirken Maraş ekibi avlağı keşfetmeye devam etti. Öğleden sonra Ankara ekibi bir başka avlağa geçecek Maraş ekibi ise Tarık ağabeyle birlikte Maraş’a devam edecekti.

Telefon çeker hale geldiğinde Elbistan temsilcilerimizden Murat kardeşim ile tekrardan irtibat kurduk. Bizim Elbistan’a uğrayamayacağımızı öğrendiğinde o zaman ben size gelirim dedi ve telefonu kapattık. Maraş ekibiyle vedalaştıktan sonra Elbistan ekibi ile buluşmak için buluşma noktasına doğru ilerlerken Murat’ın yalnız gelmeyeceğini ve sevgili Levent AKÇA kardeşimi de alacağını adım gibi biliyordum.



Karşılaşma Anadolu ailesine yakışır şekildeydi. Sanki yıllardır bir birimizi tanıyorduk ta uzun süre ayrı kalmışız gibi kucaklaştık. Anlaşıldı bizi öyle hemen bırakmayacaklardı. Avlağı gece bulma pahasına tekliflerini geri çeviremedim ve akşam yemeği için Elbistan’ın yolunu tuttuk. Yemek yediğimiz mekan, menü ve dostluk için ne yazsak boş.





Çok güzeldi, kısa ve bir o kadar da değerliydi benim için. Bir daha ki sefer için konuşmalar yaptık sözler verildi. Vedalaşma aşamasını her iki tarafta elinden geldiğince uzun tutmaya özen gösteriyordu. Zor da olsa vedalaştık ve ayrıldık.

Dağa sardığımızda hava kararmıştı, çokta özenli olmayan yol tarifine istinaden yol almaya devam ediyordum. Nihayet avlağa yaklaştığımızda tek araba geçimlik dağ yolu kapatan traktör nedeniyle kontağı kapattık. Römorkuna yüklediği ağaçları bahçesine indiren köylü kardeş bize çay içmeyi teklif etti. Anında bahçedeki sandalyede yerimi almıştım bile. Balık, doğa ve memleket üzerine yapılan keyifli bir sohbetin ardından yola devam ettik. Kısa süre sonra derenin kenarındaydık.





Kampımızı kurduk acıkan karnımızı doyurduk. Kısa bir masa başı sohbetinin ardından Çadır ve arabadaki yerlerimizi aldık. Sabah yapılan keyifli bir kahvaltının ardından toplandık arabayı yükledik ve takımları kuşanarak avlağa dağıldık. Ben derenin üst kısmına tırmanırken Kerem ve Erhan derenin altına indiler. Bu derenin debisi dünkü dereden çok daha fazlaydı. Hatta bir ara karşı kıyıya geçerken su az kalsın beni alıyordu. Çok güzel çağlayanlar ve göller görmeme rağmen maalesef flylarımı düzgün konduracak ve sonuç alacak yer bulamadım. Denemelerim ise hep başarısızlıkla sonuçlandı.







Ah dere vah dere bir gün bir eylül ayında debin düştüğünde buluşuruz senle diye iç geçirdim. Döner kaşık ekibi de rahatlıkla kaşık döndürecek bir yer bulamamıştı. Bir saat içinde arabanın yanında buluştuk ve başka bir dereye gitmeye karar verdik. Yolda Tarık ağabey aradı ve beni Melih Mercan kardeşim ile konuşturdu. Kendisinin yönlendirmesiyle yol üstünde başka bir dereye doğru rotamızı kırdık. Dere Melih Mercan’ın söylediği gibi fly avcılığına daha uykun bir yapıya sahipti ancak biraz bulanık akıyordu. Öğle vakti olmasına rağmen biraz fly çalıştım, Erhan tepeden bizi izlerken Kerem de biraz döner kaşık çalıştı ve hatta balık yakaladı ama makinesinin azizliği nedeniyle avını kaçırdı. Bir gölgede karnımızı doyurmak ve biraz dinlenmek için kamp kurduk. Yemek sonrasında iyice ağırlaşmıştık. Benim çok ümitli olduğum dereye olta atmak istemeyen ekibi kırmadım. Onlar olta atsalardı bende akşam 18 gibi ava başlayacak ve belki de çok güzel anlar yaşacaktım. Çare yok ekip isteksiz ve dönüş yolu oldukça uzundu. Gece saat 12’de eve vardığımızda yine rüzgar gibi geçen bir macera yaşamıştım. Benim açımdan ilkler ile dolu ve her şeyden öncesi yüreği dop dolu dostluklara yelken açan bir aktivite olmuştu. Yol arkadaşlarıma ve bizi bu aktiviteyi yapmaya sevk eden Tarık ağabey’e çok çok teşekkür ediyorum. Ne güzel bir ailesiniz siz!

Ankara Maraş hattından sevgiler ve saygılar ile.

Tuncay UYANIK 24.06.2009

Tarih: 28/06/2009
 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığını düzenleyen kanun ve yönetmelikler çık...
Bu yazının devamını okuyun »
KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kızılırmak üzerindeki Altınkaya barajında b...
Bu yazının devamını okuyun »
DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri caizse samanlıkta iğne aramaya benzer.
Bu yazının devamını okuyun »
EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu konuda çok şanslıyım, her zaman eşimle be...
Bu yazının devamını okuyun »
URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden uzanarak, binlerce kilometre yol alıp, ...
Bu yazının devamını okuyun »
TÜM KÖŞE YAZILARINI LİSTELE

Hava Durumu

Ay Durumu


Rastgele-Der Marşı

Site içerisinde online olan kullanıcılar (1 kişi)
Tarık Ersal,
Ana Sayfa | Derneğimiz Hakkında | Üyelik Formu | İletişim

Bu sayfalar, amatör olta balıkçılığını sevdirmek ve sürdürülebilir balık avcılığına
katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Sayfa içinde gördüğünüz aksaklıkları, sayfa@rastgele.org 'a bildiriniz.
ÜYELİK, SPONSORLUK,REKLAM VE HER TÜRLÜ SORULARINIZ İÇİN
DERNEK İLETİŞİM
rastgeleder@rastgele.org
Tüm Hakkı Saklıdır. 2008 RASTGELE-DER

hit counter
Rastgele-Der

Tasarım ve Programlama www.Hosthane.com