» üye girişi » FORUM
» Dernek Haberleşme Grubu Üyeliği
   

 
ALA ÇAĞIRMALARI (Monti beni alabalığa götür)
Avın yapıldığı şehir : ANADOLU'da bi yer deduk ya. :))
Hava ve suyun durumu :
Avda kalınan süre :
Kullanılan ekipman :
Yakalanan avın tür ve boyutları:

Haftaya hazır ol kaçacaz Kago. (Kaan. Benim yeğenim kısaca ona Kago deriz. Kısalttığımızı zannederiz.

Birlikte başkaca alabalık ve balık avlarımız,kamplarımız oldu Kagom la. Bu av da onlardan biri. 8-9 sene geçip gitmiş bu avın üzerinden)

Gelelim Monti ye. (Kago nun ablası sevgili Eda. Ona da Edoş deriz. Selam olsun Edoşuma. Edoş konuşmaya yeni başla mıştı. Bana dayı demesi gerekirken Monti deyiverdi hep. 33-34 yıldır yakınlarım,ailem bana Monti der.)

Yoldayız nereye gideceğimiz tam belli değil. Karar verememiştim. Güzergahımız üzerinde 3-5 tane avlak vardı. Kagom'a, naapalım oraya mı gidelim,buraya mı diye soruyorum.
Verdiği cevap; ''Bana mı soruyorsun dilediğin yere git. Yeter ki alabalık tut. Üzülüp, ağlayıp bahane aramayacağın bir yer olsun. Boyuna sallıyodun şöyle av yaptım, böyle tuttum diye.

İşte meydan görecez numaranı Monti. Bi de şu sigaranı az iç ya da camını arala boğulacam'' diyor... Sanki o benim dayımmış gibi. Hala karar veremedim avlağa. Gidiyorduk ama nereye ? Tutamazsam başıma gelecekleri çok iyi biliyordum. Ankara dan çıkalı bir saati geçmiş, ben avlağı netleştirmeye yeni başlamıştım ama ona söylemiyordum. Bu arada sağlam bir yağmur sileceklerle boğuşuyor. (Yağmur avlağa gidene kadar,avın sonuna kadar nefes aldırmadı. Avlaktan ayrıldıktan sonra da 100 km boyunca hep yağacaktı.)

Alabalık tutamazsam aşırı sağnak yağmurun dereyi fazla bulandırmasını mazeret olarak cebimde saklıyorum.. Kago sana da olta hazırlayım sen de avlan dedim. Ama demez olaydım. Sen önce kendin bi tut sonrasına bakarız dedi. Puşt. Ben fotoğraf çeker, sana çantacılık yaparım arada da kameraya alırım. Da dedi sonrasında sağ olsun.

Yağmur öyle bir yağıyor ki sele dönecek ortalık diye korkuyorum bi yandan. Kuru bir sigara bile içemedim. Ben çakmağı çakana kadar sigaram çaya banılmış bisküviye dönüyordu. Bu ne amansız bir yağmurdu böyle. O kadar çok ıslanmışız ki sanki hiç ıslanmamışız gibi, bir ağaca tosladığımızda yapraklardan üstümüze ekstra boca olan suya da utanmadan tepki gösteriyoruz. Öğlen olacak neredeyse ama hala balık yok. Ne takip,ne vuruş, tık yok. Tutamadım. Bütün çamaşırlar değişti. Ayıptır söylemesi donumuza kadar ıslandık. Harbiden bir tabir olarak söylemiyorum... Donumuzu değiştik. Değiştik derken yani ikimiz de kendi yedek donunumuzu giydik.

Kago güçlükle fotoğraf makinasını yağmurdan korumaya çalışıyor. Ben alabalıktan vazgeçtim Kago nun dilinden ne çekecektim onu düşünüyorum. Bir avda bu kadar dua ettiğimi inanın hatırlamıyorum. Sırf Kago nun dilinden kurtulmak için balık tutmak istiyordum. Bütün taşlar,kayalar,otlar,yapraklar,bastığımız her yer sabun gibi kayıyor. Her an düşebilir bir yerimizi ciddi yaralayabiliriz. Hava kapalı, kapkaranlık. Şikayetçi değilim çok severim böyle havayı. Bitkiler,çalılar dikenli tel gibi. Üzerimizden kumaş-et parçası yoluyor.. Bazen öyle oluyor ki, sanki biri ensemizden tutup geri çekiyor hoop nereye gidiyosun der gibi.

Yakamızı,paçamızı,şapkamızı zar zor kurtarıp devam ediyoruz, ilerlemeye çabalıyoruz. Şapkamız dala takılmış unutup gidiyor, sonra geri dönüp şapkayı arıyoruz. Sıklıkla yaşıyoruz bu sahneyi.

Tam anlamıyla parkuru havasıyla ve ayı çıkacak korkusuyla zorlu sıkı bir av oluyordu. Genelde alabalık coğrafyalarında ayı riski hep vardır.. Ancak bu avlağın ayıları nam salmış sabıkalı ayılardan. Çok sık bir orman ve etraf gözükmüyor, bir adım öteni göremiyorsun. Her taraftan ot, bitki, ağaç, yaprak, çalı, çırpı, diken ne varsa fışkırmış. Bütün parkuru baştan sonuna engelle doldurmuş.. Dibindeki bir çalının,bir kayanın arkasından her an ayı çıkacakmış gibi bir his, seni av boyunca bırakmıyor...

Ayı bile Kago nun karşısına av sonunda alabalıksız çıkmaktan daha fazla panikletmemişti beni.
Ne kadar yorulup, hırpalansam da sabırlı ve kararlı bi şekilde avlanmaya özen gösteriyorum. Derenin bütün olta atılabilecek noktalarına yemi ulaştırıp ava devam ediyorum. En kötü ilişkenli yerlere mepsin,mepslerin feda olabileceğini bile bile atış yapıyorum. Derdim bi tane yakalamak. Ama olmadı... Dinlenme yemek,çay-kahve molası. Başlıyor konuşmaya Kago; '' nool du Monti. Laylay lom havalara benzemez bu hava. Şimdi böyle zorlu hava, zorlu derede yakala balığı da sana şapka çıkaralım'' diyor.. Lan oğlum biz her havada avlanırız,erken konuşma av bitmedi daha diyorum.

Verdiği cevap; ''Sen tutana kadar sürecek mi bu zulüm Monti. Herşeyin bi vakti, sınırı olmalı. Umarım çok uzatmazsın avı. Hadi hadi olur böyle şeyler sıkma canını,arada sırada boş dönmeye de alıştır kendini.'' Yaa sabır.

Mola bitti ava devam ediyorum. Büyük bir ağaç dereye yıkılmış. Suyun, gölet-havuz yapmadan diz boyu bir derinlikte, uzun akış yaptığı noktadayım. Uzak bir atış yapabileceğim. Her avcının seveceği bir pozisyon. Atışı yaptım yavaş yavaş sarıyorum, akıntı mepsi bozmuyor. Uzak mesafeden salına salına adeta zırıldayarak gelen meps, alabalıktan aldığı sinyali bana ulaştırır gibiydi. Bunu resmen hissediyordum. Kamış bir anda esniyor.
Bak Kago şimdi s......tım ağzına. Diyemeden kurtuluyor balık.

Arkama baktığımda Kago yu görüyorum ona işaret edip kısık sesle kaçtı balık diyorum. Hani nerde diyor.. Puşt herif. Uzun boyu yetmezmiş gibi bide açık renk mont giymiş. Montun rengini de o saate kadar önemsememiştim. Kago ya kızınca gözüme battı beyaz montu. Bi bahane arıyorum naapayım. Sinermisin, pısarmısın, saklan görüntü verme diyorum. Onun rahat hali beni fitil ediyor.. Oradan da boş çıkıyorum...

Neyse artık tutalım alabalığı. Balık oltada ama kaçacak diye nasıl korkuyorum anlatamam. Koca bir doğal trofe alabalık kaçırsam ne kadar üzülürdüm. İşte bu bir karışlık alabalığa da kaçsaydı o kadar üzülecektim. Koca bir doğal trofe alabalık yakalarsam ne kadar sevinirdim.
İşte bu bir karışlık alabalığa da o kadar sevindim... O kadar sevindik.. Kago bütün davranışları, üslubuyla, beni kızdırmasıyla aslında bana iyilik yapmıştı.

Bu kıymetli avın, bu kıymetli alabalığın kıymetini daha da artırmıştı. Şapkasını çıkarmış... Saçlarını kuruluyordu Kagom.

Rastgele.

01-11-2016 SİNAN IŞILDAK

















Tarih: 13/11/2016
 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığını düzenleyen kanun ve yönetmelikler çık...
Bu yazının devamını okuyun »
KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kızılırmak üzerindeki Altınkaya barajında b...
Bu yazının devamını okuyun »
DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri caizse samanlıkta iğne aramaya benzer.
Bu yazının devamını okuyun »
EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu konuda çok şanslıyım, her zaman eşimle be...
Bu yazının devamını okuyun »
URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden uzanarak, binlerce kilometre yol alıp, ...
Bu yazının devamını okuyun »
TÜM KÖŞE YAZILARINI LİSTELE

Hava Durumu

Ay Durumu


Rastgele-Der Marşı

Site içerisinde online olan kullanıcılar (1 kişi)
Tarık Ersal,
Ana Sayfa | Derneğimiz Hakkında | Üyelik Formu | İletişim

Bu sayfalar, amatör olta balıkçılığını sevdirmek ve sürdürülebilir balık avcılığına
katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Sayfa içinde gördüğünüz aksaklıkları, sayfa@rastgele.org 'a bildiriniz.
ÜYELİK, SPONSORLUK,REKLAM VE HER TÜRLÜ SORULARINIZ İÇİN
DERNEK İLETİŞİM
rastgeleder@rastgele.org
Tüm Hakkı Saklıdır. 2008 RASTGELE-DER

hit counter
Rastgele-Der

Tasarım ve Programlama www.Hosthane.com