» üye girişi » FORUM
» Dernek Haberleşme Grubu Üyeliği
   

 
ALA ÇAĞIRMALARI (Sürpriz avlak - Sakın tek gitmeyesin)
Avın yapıldığı şehir : ANADOLU'da bir yer
Hava ve suyun durumu :
Avda kalınan süre :
Kullanılan ekipman :
Yakalanan avın tür ve boyutları:

Geçmiş avlardan...

Akşamüstü deniz kıyısında sıra sıra dizilmiş olta atan insanları seyredip sigaramı tellendiriyorum. Sabah kaşıkla lüfer yoklamış ama tutamamıştım. Yemli oltayla avlanan hoş sohbet bir abinin anlattığı balık hikayeleri, yanı başındaki oltacıların bütün av konsantrasyonlarını bozsa da rahatsız değillerdi oltacılar ve keyifle dinliyorlardı.
Bu keyfi bozup başka bir keyfe dönüştürecek olan tek şey oltalarına vuracak ufak bir dokunuş olacaktı. Öyle de oldu. Abimize bir vatoz nasip oldu. Bu abimiz(Hikmet) bana dönüp; arkadaşım boş boş durma fazla olta var buyur gel sen de at dedi. Koca gönüllü Hikmet abinin candan davetine teşekkür ettim. Ben sabah sıramı saldım, havamı aldım dedim.

Ortamın keyfini hissediyor, dalıp düşünüyordum. Yeri geldiğinde kıyısından köşesinden sohbete dahil oluyordum. Birbirini ilk defa görmüş dört insanın bir balık etrafında samimi sohbet edebilmesi çok kıymetliydi. Küçük teknelerin patapata sesleri, etrafta koşuşturan çocukların neşeli gürültüsü, gelip geçenin vatoz'a hayretle bakmaları, yenir mi bu balık soruları, onca şey sohbet içinde kaynayıp gidiyordu... Denize, balıklara ait ince tüyolar heybelerden çıkmış, kulaklarımıza küpe olmuştu. Hiç eline olta almasan bile balık tutmuş gibi haz alıyorsun.

Birbirinden hoş av anılarının arasında kaybolduğumuzu anladığımızda sağda solda kimsecikler kalmamıştı. Sabırlı, tutkulu iki-üç oltacı dışında...
Ne zaman gitti bu insanlar, bu kalabalık anlayamamıştık bile. Geçen bir teknenin kıyıya vuran dalgaları alıp götürmüştü onları sanki. Garip bir sakinlik ve hüzün sarmıştı ortamı. Hikmet abiye dönüp; şu bahsettiğin yeri ve alabalığını çok merak ediyorum, balık kırmızı benekli mi, çiftlik mi, yeri yolu tam neresi sohbet arasında kaynadı gitti.
Ben yarın oraya 2-3 saatliğine küçük bir keşif yapmaya gideyim. Balığını, yolunu bir daha tarif edebilir misin dedim.
Hikmet abi; Sinan kardeşim oraya pikniğe gitmiştim balığa değil. Ama orada olta ile avlanan 2-3 kişi görmüştüm.

Alabalık olduğunu da başkasından sonradan öğrenmiştim. Benekli mi, çiftlik mi o kadarından anlamam. Ben deniz balıkçısıyım denize bakarım, ama orada çiftlik var dedi. Sakın tek gitmeyesin diye de ekledi.(Avlağın yakınlarında bir yerde üzücü bir hadise gerçekleşmiş) Sakın tek gitmeyesin.

Bu cümle kafamın içinde dönüp duruyor. Sıradan söylenmiş bir tonlamayla değil bir tembih gibi söyledi. Merak, sevinç, tedirginlik, karmaşık duygular, hareli sancılar alabalığın bütün iklimlerini, olmazsa olmazlarını yaşıyordum. Ben eve varamadan merak zirveye varmıştı..

Mutlaka burayı gidip görmem lazım. Olta atıp, balığını tutup, fotoğraflayıp geri salsam. Tutamasam da en azından ne var, ne yok bütün sorularıma cevap bulsam diyordum.
Ankara’ ya dönme vakitlerim gelip çatmıştı. Tek sıkıntım zaman darlığı idi. Ertesi gün avlağa ancak öğlen vakti varabilecektim.
Çünkü sabah önceden verilmiş bir sözüm vardı. Bulunduğum coğrafyadan 2-2.5 saat içinde ulaşabileceğim alabalık barındıran hatırı sayılır dereler vardı. Ancak Hikmet abinin bahsettiği yer en fazla 1,5 saat içinde ulaşabileceğim bir yerdi.

Aslında çevreyi de iyi kötü bilirim. Geçmişte zaman zaman civarlarında avlandığım farklı avlaklar da vardı. Ama bu yer bana çok sürpriz olmuştu. Yola çıktım bir yerleşim yerinde yol tarifini sağlama alabilmek için bir kahveye uğradım. Kapının önünde masa başında insanlar çay içiyor, selamlaşıp oturdum. Hayırdır ne işin var orada der gibi meraklı bakışlar üstümdeydi. Üzücü hadisenin çevredeki insanlar üzerindeki tesirini konuşmalardan anlayabiliyordunuz.
Ama yola devam... Devam ettikçe etraf alabalık coğrafyasına dönüşüyor. Giderek artan bir alabalık serinliği açık camdan arabanın içine misafir oluyor. Yol yükseliyor, dere aşağılarınızda sık orman içinde kayboluyor. Heyecan, nabız nasıl anlatsam? Her virajdan sonra işte bu diyorsunuz.
Ben buralarda olmalıyım, buralara aitim.

Muhteşem vadiyi fotoğraflamak için duruyorum. İstesen de istemesen de durmak zorundasın. İradeni elinden alan manzaranın güzelliği kendini ıskalattırmıyor. Basmışsınız deklanşöre. Dünyanın en güzel avlağına evet en güzel avlağına yaklaşıyorsunuz. Önceden yağmış kuvvetli yağmurun perişan ettiği yollar beni zorlasa da pes ettiremedi..

İki defa çamura saplanıp zar zor geçebildim.(Dönüşte de sapağı karıştırınca berbat bir yola girip epey sıkıntı yaşadım.)Bunlar avcılığın perdelerinde olan aşina olduğumuz hallerdi. Sıradan sayılabilecek bir coğrafyanın bu kadar yakınına Allah bu cennet yeri saklamış. İnanın rüya gibi, masal gibi bir yer.

Allah'a şükürler ettim. Bir kez daha böyle güzellikleri, bu nimetleri görüp yaşama, tatma imkanı verdiği için. Ne kadar şükür etsek azdır şükrün hakkını veremeyiz.(Derviş zatlardan biri; Yüce Yaratanın yarattığı güzellikleri gördüğünde ''USTA YAMAN'' dermiş. Hakikaten öyle.)

Sarı tabelalar, tanıtım-reklam, dergi, gezi programları bizim toplum da güzelim yerlerin korunmasına değil, maalesef mahvolmasına vesile oluyor. Bu çok açık.(Kusurumuz çok Allah ıslah etsin) İyi ki burası şöhrete giden nimetlerden nasiplenmemiş ve bakir kalabilmiş. (Son hali nedir bilemiyorum. Ama ......) Neyse ava gelelim... İlk defa geldiğin avlakta oltanı atıp hayallerini sarmaya başlıyorsun, misinan gerilmiş daha ne istersin...
Aman kaçma bi göreyim seni de öyle git, eğer doğal alabalıksan sana söz veriyorum Vallahi benden sana bi zarar gelmeyecek, beni yaralı, kanat kırığı bırakıp kaçma ne olur diyorum.
O takıldığı kancasında ve sözünde duran bir alabalıktı.. Bir gökkuşağı alası. Sözüm, yeminim inan sana değildi diyorum ve alıkoyuyorum...(Sonrasın da derenin aşağı kısımlarından yapay çekirge ile bir kefal yakalıyorum ve avı bırakıp alabalık tesisinde ıhlamur keyfi yapıyorum. Tesis derken aklınıza kötü şeyler gelmesin. Zararı ziyanı olmayan 2-3 tane ufak havuz ve bir kulübe) Bazı avlaklar vardır bir kere gitsen cazibesini yitirir. Burası fazlasını hak ediyor. Balık ne olursa olsun.

NOT 1;Bu avlakta doğal alabalık yok ve mazisinde de olmamış. Yazın su ısısı fazla artmaktaymış. Gökkuşağı çiftlik kaçkını olarak bulunmaktadır.

NOT 2;Meraklı, dikkatli gözler için bilerek cömert davranıp yeterli kerterize sahip fotoğraflar ekledim. Daha fazlası var ama bu kadarına kıyabildim. Yeri bulanlar doğal alabalık yokmuş demesinler gitsinler. Gökkuşağı alabalıklar ve kefaller oltanızı, gönlünüzü şenlendirip yorar ve orman havası alıp, mis kokulu hakiki ıhlamuru içer dinlenirsiniz.(tesiste hakiki ıhlamur var.)

SAKIN TEK GİTMEYESİN. Ben bu ava da, bu avdan önce de sonra da tek başıma avlara gittim. Hala da gidebilirim. Gidebilirim derken marifet anlamında, cüret, benlik anlamında asla söylemiyorum. Alabalığa karşı ben hep hükmen mağlubum o yüzden diyorum. Allah akıl fikir versin bana ve benim gibi olanlara.(Amin)

Bir alabalık avında orman içi derede belim kilitlenip kaldım. Yerden doğrulup kalkamadım taa ki arkadaşım Tekin 15 dakika sonra yanıma gelene kadar. Nefes bile almakta zorlanıyordum çektiğim acıyı unutamam. Şayet yalnız olsaydım inanın düşünmek bile istemem.(Sonrası hastane, tedaviler, iğneler. Hala belim arızalı )

Ders almamış, alamamışım ki bu olaydan çok zaman sonra da Ankara dan arabama atlayıp Doğu Anadolu’ya 4 gün 3 avlak 3.000 km yi aşan bir av macerasını da tek başıma yaşamıştım. 1 tane ALABALIK için. Evet yazıyla (BİR) 1 tane benek için. Evet yazıyla (BİR) işte böylesine mağlubum ben ALABALIĞ'A.
ALABALIK ben sana ne desem. Tüm balık avcılarının okuması dileğiyle ama özellikle Alabalık avına yeni başlayan, başlamayı düşünen alabalıkçılar için yazdım.

Ve onlara sesleniyorum; SAKIN TEK GİTMEYESİN, SAKIN OLA BANA AVLAK DEMEYESİN...

Hikmet abiii, duydun mu?

RASTGELE.

19-EKİM-2016 SİNAN IŞILDAK


















Tarih: 13/11/2016
 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığını düzenleyen kanun ve yönetmelikler çık...
Bu yazının devamını okuyun »
KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kızılırmak üzerindeki Altınkaya barajında b...
Bu yazının devamını okuyun »
DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri caizse samanlıkta iğne aramaya benzer.
Bu yazının devamını okuyun »
EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu konuda çok şanslıyım, her zaman eşimle be...
Bu yazının devamını okuyun »
URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden uzanarak, binlerce kilometre yol alıp, ...
Bu yazının devamını okuyun »
TÜM KÖŞE YAZILARINI LİSTELE

Hava Durumu

Ay Durumu


Rastgele-Der Marşı

Site içerisinde online olan kullanıcılar (1 kişi)
Tarık Ersal,
Ana Sayfa | Derneğimiz Hakkında | Üyelik Formu | İletişim

Bu sayfalar, amatör olta balıkçılığını sevdirmek ve sürdürülebilir balık avcılığına
katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Sayfa içinde gördüğünüz aksaklıkları, sayfa@rastgele.org 'a bildiriniz.
ÜYELİK, SPONSORLUK,REKLAM VE HER TÜRLÜ SORULARINIZ İÇİN
DERNEK İLETİŞİM
rastgeleder@rastgele.org
Tüm Hakkı Saklıdır. 2008 RASTGELE-DER

hit counter
Rastgele-Der

Tasarım ve Programlama www.Hosthane.com