» üye girişi » FORUM
» Dernek Haberleşme Grubu Üyeliği
   

 
TURNA AVI ÜZERİNE ÜÇLEME
Avın yapıldığı şehir :
Hava ve suyun durumu : Muhtelif
Avda kalınan süre :
Kullanılan ekipman :
Yakalanan avın tür ve boyutları: Turna


PACO PACO Çıldırmış Olmalı

Sevgili dostlar hikâyeyi aslında rapor başlığından görüldüğü üzere sevgili Umut anlatacaktı. Fakat Ali Cengiz oyununa geldik. Av sırasında kaptanlık, kepçecilik benim üstüme kaldığı gibi raporda üzerime kaldı.
Cumartesi gecesi saat 22,00 de evde uyuklarken Umut’un telefonu ile irkildim. Abi gece 00,00 da Tuncer seni alacak dedi uykulu gözlerle sadece tamam dedim başka hiç bir şey sormadım hangi balığın avına bile gideceğimizi bile bilmiyordum. Olsa olsa Turnaya gidiyoruzdur diyerek olta setimi ve malzeme çantamı hazırladım ve tekrar uykuya daldım. 12,15 te Tuncer’in telefonu ile uyandım aşağıya indim nereye gidiyoruz dedim bilmiyorum şu an için Bahattin’in çiğköfteciye gidiyoruz iyi bakalım dedim ve çıktık yola. Bahattin’in dükkâna vardığımızda Umut henüz gelmemişti beni aradığında evden çıktığınızda beni ara demiş uyku sersemliği duymamışım bile neyse o bizi aradı 5 dk. sürmedi Bahattin’in dükkana geldi. Sevgili Bahattin’in bizler için hazırladığı Pan Çiğköfte -Baklava-Dondurma ziyafetinden sonra Bahattin’le vedalaşarak çıktık yola. Ne avlayacağız? Turna. Nereye gidiyoruz? "Mutluğun fotoğraflarının" çekildiği yere. Peki Umutcuğum sür bakalım ben yolu biliyorum. Avlağa vardığımızda saat 04,00 u gösteriyordu acele etmeden botumuzu hazırladık malzemeleri yükledik ve günün ilk ışığını görmek için beklemeye koyulduk kâh kayan yıldızları birbirimize göstererek kâh hareket halindeki uçakları işte bu gerçekten UFO diyerek kandırma muhabbetleri gecenin sessizliğinde çıkan mekanik anlamsız seslerin kaynağı hakkında kritikler derken sönen son yıldızla birlikte suya açıldık. Umut bu sefer iyi bilenmişti botun ön kısmına hemen kendini attı abi kaptanlık sana emanet… Tuncer ben suda fazla kalmayacağım 1 saat sonra beni kıyıya çıkarın ben gölgede uyuyacağım bana hiç bakmayın. İyi bakalım dedim, gözlerimize kestirdiğimiz yerleri yapay yemlerimizde yoklaya yoklaya avlağı gezmeye başladık ilk yarım saatte Umut’un oltası gerildi suya düşer düşmez voblere hamle yapan turnayı canlı seyretmiştik. Kalama cızırtısı içinde botun yanına gelen turnanın kepçeye girmeye hiç niyeti yoktu bir sağ bir sol bot altı derken yorulduğunda kepçeye kendi rızasıyla girmekten başka çaresi kalmamıştı.



İkinci merada bu sefer benim oltam gerildi şansızlık bu ya daha ilk metrelerde kaşıktan kendini kurtardı ve arkasında baka kaldım. Bir saat dolduğunda Tuncer benim kıyıya çıkma vaktim geldi dedi kıyıya döndük ve çok geçmeden uykuya daldı. Biz tekrar suya çıktık her gittiğimiz noktada Umut resmen turnalarla dans ediyordu abi kepçe motoru durdur oltayı sudan çek balığı kepçele ağzından kancayı çıkar kıtkaya tak. Arada halime acıyan turnalar benim oltayı da gerdirse de her seferinde botun kenarına kadar getir ve kaçır resmen demoralize olmuştum. Hele bir tanesi var ki bir hayli iriydi kalama contasını açarken saniyelik boşlukta tam kepçeye girerken kaşığı ağzından fırlatmıştı. Buna benzer bir durum 4 sene önce Tuncay abi ile gittiğimiz bir turna avında da başıma gelmişti kullandığım kaşık sıfır olduğu için hiç kontrol etme gereği duymamıştım üçlü kancaların çengelleri defolu idi ve 4 yıl önce olduğu gibi av bitiminde ancak farkına varmıştım. Kadere razı olmaktan başka çarem yoktu.



Raporun başlığında belirttiğim gibi Paco Paco Turnaları çekerken çıldırmış ben ise kaçıra kaçıra çıldırmıştım. Üstüne soğuk su iç derler ya bende av sonunda üstüne kendimi soğuk sulara attım ancak bu paklardı beni. Saat 11:00 gibi güneşin tam tepeye gelmesine fırsat vermedik ve avı noktaladık gün sonunda boyu 50-73 cm arası değişen ve hepsini de Umut’un yakaladığı 7 turna ile noktaladık. Her zamanki gibi dostluk ve paylaşımın üst düzey olduğu keyifli bir macera benim açımdan av kalitesi olarak verimsiz geçse de Kaptanlık bandını ve de kepçecilik kokardını layıkıyla taşımamdan dolayı mutlu olmama yetmişti aslında. Sevgili Umut’a Tuncer’e ve de Bahattin’e çok teşekkür ediyorum...



Bu arada av sırasında bana derin bir oh çektirten anımı da paylaşayım. Hep kaçırıyorum ya Umut halime acıdı olsa gerek bir nokta gösterdi abi kaşığını şu noktaya indirir misin orda eminim ki güzel bir turna yatıyor. Hadi canım gözlerinde sonar mı var sabahtan beri beni kepçeci yaptın zaten kızgınım atmayacağım dedim. Bak ben atarsam taktırırsam balığı üzülürsün hadi atta taktır dedim. Peki dedi ve oltayı savurdu nokta atışı abi aldı dedi. Kalama vızzz. İçim bir tuhaf oldu balık geliyor botun kenarına getirdiği an kepçeliyor gibi yapıp balığı kaçırttıracağım kafaya koymuşum o balık bota girmeyecek. Suyun üstünde kendini gösteren balık bir boşluğunu bulup kaçtığında öyle bir derin oh çekmişim ki anlatamam.



Bu Sefer Biz Çıldırdık :)) Umut'a Sevgiler

Sevgili dostlar geçtiğimiz hafta "PACO PACOR ÇILDIRMIŞ OLMALI" da yaşadığım hezimetin izlerini silmek için sevgili Tuncer ve Erhan' la Cumartesi sabahın erken saatlerinde avlağımızdaydık.



Cumartesi günü Umut'un mesaisinden dolayı bizlere katılamamıştı lakin sabah erken saatlerde ilk balığı taktırdığımızda mutlaka onu telefondan arayıp uyandıracak ve taciz edecektik. Bir iki derken dayanamayıp avlağa koşarak gelir, gelemez ise bir sonraki güne iyice bilenir nasıl olsa diye Tuncer' le kulağını çınlatıyorduk. Nitekim bir gün sonra beraberinde uykusuz ve yorgun bir Hakan, Hasan Vural ve Bahattin' le avlağa geldi de, hikâyesi bir sonraki maceranın raporunda. Merada fazla avcının olmaması günün güzel ve verimli geçeceğini işaret ediyordu. Sevgili Erhan ısrarlarıma rağmen kıyıdan avlanacağını söylemesi üzerine Erhan'ı kıyıda bırakarak Tuncer'le beraber suya açıldık. Avlağı ilk defa böyle sessiz ve sakin görmek içimizi bir hayli ferahlatmıştı bizden başka sadece tek bot sudaydı. Diğer botta avlananlara saygılı olma adına tam tersi istikamete doğru yol aldık. Bu sefer kaptanlık bandı Tuncer'de idi. Avlakta geçen sene denediğim, çok verim aldığım silikon yemi fırdöndüye takmış ilk meraya gelmek üzere idik. Tuncer her zamanki gibi wobler kutusundan en iyi turna avcısını çıkarmış oltasına çoktan monte etmişti bile. İlk atışımda oltamı gerdiren turna ile mücadelem fazla sürmemiş buna rağmen sıkı kafa darbeleri avlaktaki turnaların kondisyonlarının iyi durumda olduğunun bir göstergesi idi. Gelen 40 cm lik turnayı hiç düşünmeden suya geri iade ettim. Çünkü hemen ağız ucundan yakalanmıştı ve nerdeyse hiç yarası yoktu, içimden alı koymak gelmedi ve bota almadan kurtulmasına müsaade ettim. Ne olduysa bundan sonra oldu zaten. Tuncer'in sihirli woblerini bozmak benim silikon yemi parçalamak için birbiri ile yarışan turnalarla öyle güzel dans ettik ki anlatamam. Yakalanan balıklar 40-67 cm arası idi. Birçok balığı da alıkoymadık, ihtiyacımız kadar olan ve aşırı yaralanarak yaşam şansını kaybetmiş yedi adet turnayı alıkoyarak avımızı bitirdik.



İlk yakaladığımız Turna sonrasında Umut'u sabah saatin altısında uykudan kaldırmaya kıyamadık tabi. Saat dokuz sularında aradığımızda hala uyuyormuş; “abi iyi ki aradın işyerinde önemli işlerim vardı uyuya kalmışım” demez mi birde üstüne üstelik. Tabii avın neticesini çokta merak etmişti açıkçası, anlattığımızda yarın turnadayım dedirtmiştik. Kıyıya döndüğümüzde saat on biri gösteriyordu. Kamp sandalyesinde ortamın keyfini uyuklayarak çıkaran Erhan bizden sonra kıyıdan yarım saat olta sallamış sonrasında bol oksijen ve kuş sesleri içinde doğayla baş başa kalarak haftanın yorgunluğunu çıkarmayı tercih etmişti.



Malzemeleri kısa zamanda arabaya yükleyerek hatıra fotoğrafını çektikten sonra bu günkü av maceramızı sonlandırdık. Bizim için bu haftaki av macerası bitmişti acaba gerçekten bitmiş miydi, aslında her şey yeni başlıyordu.



Kurtarın Bizi Turnalardan

Sevgili dostlar geçtiğimiz hafta en son “BU KEZ BİZ ÇILDIRDIK, UMUTA SEVGİLER” deyip pazar günkü son macerayı anlatmayı hafta içine ertelemiştik. Gerçi biraz geciktik fakat hafta sonu öncesi balığa gidecek dostlar için bir motivasyon olacağını umut ediyorum. Bu seferki kahramanlarımız, cumartesi günkü maceranın gazına en erken tepki veren sevgili Umut, Bahattin ve Hasan VURAL ve tabi ki ben. Öncesinde gece 23:00 ile 02:00 arasında mini bir sudak avı maceramız oldu fakat bu bir avdan ziyade avlakta bulunan dostların ziyareti şeklinde idi. On-on beş dakika, kısa süreli, ay ışığında at çek ile şansımızı denedik fakat turna avı daha ağır bastığı için hoş beş sohbetten sonra dostlarımıza veda ettik ve asıl avlağımıza turnalarla buluşmaya gittik. Bahattin'le Umut botlarında, bende Hasan'la birlikte Hasan'ın yeni edindiği Porta Botesinde katlanır teknesinde avlandık. Yalnız avlağa girdiğimizde bir önceki günün aksine avlak bayram yeri gibiydi, onlarca araba yola sıra sıra dizilmiş botlar suyun kenarına sıralanmış, kamp ateşleri yakılmış, insanlar sabahın ilk saatlerini bekliyor. Altına ilk hücum sahnelerini aratmayacak bir hareketlilik yaşanıyordu avlakta. Bu durum ilk başlarda moralimizi bozsa da çok çabuk toparlanarak kısmet diyerek suya açıldık. Ne hikmetse suya çıkan en az 20 botun 17-18 tanesi bir gün öncesinden tecrübe ederek tespit ettiğimiz balık bulunan noktaların aksine tam ters tarafa yönlerini çevirdiler. Bizde kendi bölgemize doğru açıldık, gittiğimiz yönde Umut'la Bahattin ve bizden başka tek bir bot vardı; iki kişi avlanıyorlardı. Sırayla, üç bot birbirine saygılı bir şekilde koyları yoklayarak avımızı sürdürdük.



Bu gün dünün aksine turnalar daha saldırgan davranıyorlardı. Girdiğimiz her noktadan güzel turnalar yakaladık; birçoğunu da bıraktık, mücadeleler süperdi kalama sesleri sessiz koylarda kulağımızda özenle bestelenmiş melodiler gibi çınlıyorlardı.



Göz mesafemizdeki Umut'lar Turna taktırdığında bize duyuruyor anında karşılık veriyorduk. Saat 10:30 da turnalarla mücadele etmekten yorulan kollarımızı artık dinlendirmek gerektiğine karar vererek güneşe bir an önce etrafı ısıt ve kurtar bizi bu turnalardan diyerek avı noktaladık.



Güzel bir av günüydü, bu sezon Turna avında geçen yılları aratmayacak bir verim ve kalitede avlar yaşamak bizleri çok mutlu etmişti. .Ava iştirak eden sevgili Hasan abi Umut ve Bahattin’e teşekkürler....


M. Hakan BAŞAR - 27 Ağustos 2010

Tarih: 05/01/2011
 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığını düzenleyen kanun ve yönetmelikler çık...
Bu yazının devamını okuyun »
KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kızılırmak üzerindeki Altınkaya barajında b...
Bu yazının devamını okuyun »
DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri caizse samanlıkta iğne aramaya benzer.
Bu yazının devamını okuyun »
EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu konuda çok şanslıyım, her zaman eşimle be...
Bu yazının devamını okuyun »
URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden uzanarak, binlerce kilometre yol alıp, ...
Bu yazının devamını okuyun »
TÜM KÖŞE YAZILARINI LİSTELE

Hava Durumu

Ay Durumu


Rastgele-Der Marşı

Site içerisinde online olan kullanıcılar (1 kişi)
Tarık Ersal,
Ana Sayfa | Derneğimiz Hakkında | Üyelik Formu | İletişim

Bu sayfalar, amatör olta balıkçılığını sevdirmek ve sürdürülebilir balık avcılığına
katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Sayfa içinde gördüğünüz aksaklıkları, sayfa@rastgele.org 'a bildiriniz.
ÜYELİK, SPONSORLUK,REKLAM VE HER TÜRLÜ SORULARINIZ İÇİN
DERNEK İLETİŞİM
rastgeleder@rastgele.org
Tüm Hakkı Saklıdır. 2008 RASTGELE-DER

hit counter
Rastgele-Der

Tasarım ve Programlama www.Hosthane.com