» üye girişi » FORUM
» Dernek Haberleşme Grubu Üyeliği
   

 
AVCILIK VE ALABALIK ÜSTÜNE
Çeşitli renkli, alacalı açık kestane olarak tarif edilir ala kelimesinin anlamı.Karışık renkli, açık kahverengi balık.Bilimsel adı Salmo trutta, ama bizdeki formun tam karşılığı coğrafi ayrımdan da yola çıkarak Avrupa alabalığı olarak da geçen Kahverengi Ala (Brown Trout). Sportif balık avcılığının en gözde balığı. Tüm dünyada milyonlarca insanı büyülemiş, hayran bırakmış bir tür.





Pekiyi nedir bu balığın avını diğer avlardan farklı kılan?
Nedir bizleri peşinden karlı dağlarda bu balığı kovalamamıza sebep olan?

Kendimi bu balığa kaptırdığımı hissetiğimden beri aklımda bu soru cümlesi önemli bir yer kaplamıştı. Ben kendimce bu soruya kişisel bir karşılık bulmuş gibiyim ama daha derinlerde akan kimi daha köklü duyguların tanımına tercüman olmak, insanın ancak zaman içinde iç dünyasına yaptığı yolculuklardan edindiği tecrübelerden de geçiyor sanırım. Ve bu derin yolculuklara her çıkışınızda elinizde sanki daha fazla soruyla tekrar yüzeye çıkıyor gibisinizdir. Dünya'ya gelmiş olmayı gerçekleşmiş bir olasılık olmaktan öteye götürmenin gerekliliği ve bana tanınmış belirsiz nefeslik sürede
cismimi "anlamlandırılacak varlık" olarak algılamam uzun bir zamanımı aldı. Bugün belirli bir yaşa ulaşmış olarak yaptığım bilinçdeki seçimlerimin "ben"i ifade ettiğini daha derinden kavramış olmam kendimi keşfim yolunda bana büyük haz vermektedir. Bu seçimlerimden en keyiflendiğim ise Alabalık avcılığımdır.Sanırım pek çoklarımız gibi.

Bu seçimlerimin temelini teşkil eden olguları sorguladığımda avcılık ve alabalığın bencesinden şunlar çıkmaktadır; "Avcılık eylemi" süreçlerle ayrılır; av öncesi, av esnası ve sonrası olarak. Öncesi ve sonrası sosyal paylaşım yaratılabilinirken av esnası kişiye özeldir. Avı ile karşılaşan modern avcının o anki ruhsal yapısı sanki bu safhada binlerce yıl önceki insanoğlunun evrimleşmemiş genetik kodlamasının yıllar sonraki dışa vurumu gibidir; yabanileşir. Av o esnada herhangi bir hayvandan öte duygular beselenen bir varlıktır; gizlice buluşulan bir sevgili misali. Tüm ruhsal ve bedensel mücadele, sevgiliye belirli bir gizlilik ortamında ulaşma gayesiyle çekilmiş gibidir. Avcı avına yaklaştığında mevcut fiziksel ve ruhsal formundan sıyrılıp sevgilinin bedenine teneffüs etme gayreti güder. Aslında avcının avına ulaşma başarısı da ne kadar teneffüs ettiği ile orantılıdır. Bu öylesine bir durumdur ki avcının av esnasında esen bir meltem üst yüzgeçlerini yalayıp geçer veya avcı ciğerlerinde su solumaktadır. Ve neticede her avcı sevgiliye karşı bencildir. Bu bencillik sevgilinin paylaşılamaz olduğundandır. Av esnası, av ile avcının ruhsal bir ayini olup, doğa sahnesindeki o iki oyuncuya özeldir. Ve bu ayinin sonunda avın kanının akıtılmaması ise insanoğlunun en temel dürtülerinin bile terbiye edildiğinin bir göstergesi gibidir.

Av ile avcının ilişkisiyle birlikte odaklanılan bir balık vardır; Alabalık. Pekiyi buna sebep nedir? Acaba seçicilik sergilediğimiz av hayvanının fizyolojik veya karakteristik özelliklerine mi özenilir, kendimizden bir parça mı buluruz? Nedir kimisini sedece Sazan, kimisini Turna veya Alabalık avlamaya iten? Alabalığın mukavemeti, akıntıya karşı duruşu, yaşam akışına karşı duruşumuzu mu simgeler? Zirvelerden doğan billur gibi tertemiz sularda süzülürcesine yüzen bu balığı ulaşma eğilimimiz acaba içinde yaşadığımız çarpık ve bozulmuş modern dünyaya, tek dişi kalmış medeniyet çarkına karşı duruşumuzun içgüdüsel dışavurumu mudur? Belkide.

Ama şu bir gerçek ki alabalık farklıdır. İnsanların bu güzel yaratığa yaklaşımı da bu durumu belirginleştirmiştir; Kutsal kitaplarda cennet tasvirinde sedece alabalık zirkedilir, Franz Schubert "alabalık" isimli bir kentet yazmıştır ve şair Yaşar MİRAÇ’ın da şiirinde dediği gibi hamsiyle eşdeğer tatlısu balıkları içinde birtek alabalık dereden akraba olarak betimlenir. Özetle Karadeniz'de de söylendiği gibi "yakışıklı balıktır" vesselam.

Her balıkçıya bir gün bir alabalığın rastgelebilmesi dileğiyle.

Burak KALAÇ (20.06.2006)


...

Yazar: Burak KALAÇ | Okuma: 9019 | Tarih: 21/07/2008 14:08:44
 

RASTGELE-DER'İN KURULDUĞU 2002 YILINDAN BU YANA AMATÖR BALIKÇILIK İLE İLGİLİ MEVZUATTA NELERİN DEĞİŞİMİNİ, GELİŞİMİNİ SAĞLAYABİLDİK?
Bilindiği üzere Derneğimiz RASTGELE-DER'in Tüzüğünün amaç maddesinde yer alan "amatör balık avcılığını düzenleyen kanun ve yönetmelikler çık...
Bu yazının devamını okuyun »
KENE Mİ TEHLİKELİ, YOKSA ÇENE Mİ?
Her sene bir kere, nadiren iki kere fırsat bulduğumuz bir maceramız var. Bu macera 3-4 günlüğüne Kızılırmak üzerindeki Altınkaya barajında b...
Bu yazının devamını okuyun »
DOSTLARLA AVLANMAK
Dostluk kavramı herkes gibi benim için de çok değerli bir kavramdır. Bu zamanda dost bulmak tabiri caizse samanlıkta iğne aramaya benzer.
Bu yazının devamını okuyun »
EŞİM NASIL BALIKÇI OLDU?

Çoğu erkek eşi balık avına çıkmadığı için bu güzel zevkten mahrum kalıyor.Ben bu konuda çok şanslıyım, her zaman eşimle be...
Bu yazının devamını okuyun »
URAL NEHRİNDE AV

Bu yazımda Ural Nehri’nden bahsedeceğim. Ural Dağları’nın eteklerinden uzanarak, binlerce kilometre yol alıp, ...
Bu yazının devamını okuyun »
TÜM KÖŞE YAZILARINI LİSTELE

Hava Durumu

Ay Durumu


Rastgele-Der Marşı

Site içerisinde online olan kullanıcılar (1 kişi)
Tarık Ersal,
Ana Sayfa | Derneğimiz Hakkında | Üyelik Formu | İletişim

Bu sayfalar, amatör olta balıkçılığını sevdirmek ve sürdürülebilir balık avcılığına
katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Sayfa içinde gördüğünüz aksaklıkları, sayfa@rastgele.org 'a bildiriniz.
ÜYELİK, SPONSORLUK,REKLAM VE HER TÜRLÜ SORULARINIZ İÇİN
DERNEK İLETİŞİM
rastgeleder@rastgele.org
Tüm Hakkı Saklıdır. 2008 RASTGELE-DER

hit counter
Rastgele-Der

Tasarım ve Programlama www.Hosthane.com